Bu yazı ve öteki yazıların kaynağı→
https://kavramsalmakaleler.net.tr
DIŞ DÜŞMANLARIN AL-DATIŞLARI
(İnc-elemenizi ve çevrenizle-gençlerle paylaşmanızı önemle öneririm).
İnsan, önyargıları olmadan düşünemez. Önay-ırt edişlerimizden bağımsız, geniş düşünelim.
1700’lü yılların başlarında dış düşmanlar, seferleriyle Osmanlı’yı neden yok edemediklerini kendi aralarında tartışmaya açmışlar ve Müslümanların inanç gücünden dolayı Müslümanları yok edemedikleri sonucuna varmışlar.
*Onun için son 300 yıldır Müslüman topraklarında yapılışa çalışılan al-datışların özü şudur: Kuran’ın “aslında” emredilenlerin aksinin (ez-iyetlerin) yaygınlaştırılışa çalışılışı.Yaygınlaştırılışa çalışılmasın. Sözde saadet(al-datış) ağları yaygınlaştırılışa çalışılmasın. Manevi ve maddi al-datışlar(sömürüler) yaygınlaştırılışa çalışılmasın. Bozuculuk(nifak,fitne) yaygınlaştırılışa çalışılmasın. Ters deyişler, kültür-dil-kavram yozlaştırışları, dolambaçlı yokuşu gösterişler, bilmezlik, yarış, yoksulluk, köpek çoğaltıcılığı-esirciliği-pisliği yaygınlaştırılışa çalışılmasın. Bununla birlikte tüm hastalıklar ve uyuşukluk yaygınlaştırılışa çalışılmasın. Bu yöntemlerle sonuca ulaşmaya çalışıyorlar. Bu hedef doğrultusunda; bazı kurumları, insanları, basın-yayını(televizyonu, filmleri, müziği, tiyatroları, kitapları, öyküleri, fıkraları, interneti,...) ve teknolojiyi kullanıyorlar. Matbaa makinesi, Osmanlıya yaklaşık 300 yıl önce girdi, doğru kullanılmalıydı, çoğu zaman yanlış ve kötü kullanıldı. İnternet ise 1990’larda çıktı. Doğru yolu, Kuranın “aslı” gösteriyor. Bazı evlerde televizyon,müzik,gaz-ete,... yok. Boş şeylerden yüz çevirelim. İnterneti temiz kullanabilişin yolu,
https://kavramsalmakaleler.net.tr/onerilen-baska-siteler.html
sayfasında açıklanıyor.
Sonuçta müslüman ülkelerin çoğunu, dış düşmanlar; siyasi,askeri, ekonomik, “kültürel”, öğretim,toprak, ... vb.açılardan örtülü işgale uğrattı. Hakiki bağımsız ülke olalım.
Devlette bir merkezi yönetim var. Ayrıca yerel yönetimler(belediyeler ve muhtarlıklar) var. Bazı yerel yönetimler, farklı tarafın elinde olabiliyor.
Dış
düşmanlar, örtülü olarak ele geçirdikleri ülkelerde, halkı
uyandırmayışa çalışmak için, direnişi engelleyişe çalışmak
için; yönetici olarak, halkın içinden seçtiklerini seçtirmeye
çalışıyorlar.Uyanalım, direnelim. Bu al-datıcı yönetim
diz-gesi(sistemi) çerçevesinde, doğru
diz-geye, emniyete er-işmemiz olanaklı değildir. Allah’ın
elçisi Muhammed Bin Abdullah’ın kurduğu gibi, İslam
Cumhuriyetini yeniden kuralım. Buna gençler öncülük
etmelidir.
Sözde saadet! ağları adı altında çeşitli iş alanlarında al-datış ağları kurdular. Sözde ”Arkadaşını da bu ağa çağır, bağla” al-datışıyla tüm Türkiye’yi sömürmeye çalışmasınlar. Baştan aracılık yapan sömürüldüğünün farkına var mıyor mu?Boş şeylerden yüz çevirelim.
*Başta genç nesli, yapılan al-datışlara karşı uyandıralım.
Dış düşmanların müslümanlara karşı olan son seferinde, bin türlü al-datış yapılışa çalışılmaktadır.
Dış düşmanların örtülü olarak işgal ettiği ülkelerde yapılışa çalışılan al-datışlar (karanlık savaşlar):
1) Kuran’ın “aslının” tercümesinin, halk tarafından tam bilinmesini engelleyici taktikler uygulanmasın. Bazıları, dini ünvanları kullanarak, Allah ve elçilerinin adını anarak, Kuran adıyla insanları al-datmaya çalışmasın.Mesleki ve akademik ünvanları kullanarak ta insanları al-datmaya çalışmasınlar. Sözde bilimsellikle, teknolojiyle, ters deyişle, yar-dımcılık göstererek, yar-dım isteyerek,... aldatışa çalışmasınlar.
Kuran’ın “aslında” açıklanmış-gösterilmiş doğru yolu, kafamızda canlandıralım. Birçok insanın, çeşitli gizli kurumlara(dış düşmanlara) bağlanmaması gerekiyordu. İnsanlığın asıl düşmanını ve “3” topluluğunu, ayetler(öğrenceler) açıklıyor. Dış düşmanlar, doğru yolda yürümek isteyen bireyleri, sözde “iş vereceğiz, makam vereceğiz, mal/para vereceğiz”,… vb. bahanelerle(örtüşlerle) doğru yoldan ayırmaya, kendi ağlarına bağlanmaya çağırmasınlar.Onlara uymayalım.İslami görünüşe çalışan ideoloji de, öteki renkteki öteki ideoloji de bunu yapmasın.Bir birey, kazara doğru yoldan ayrılıp, böyle bir ağa bağlanmış ise, bu ağdan yani kurumdan çıkış olmadığına inandırılmaya çalışılmasın. Ve Allah’ın rahmetinden ümit kestirilmeye çalışılmasın. Allah’ın rahmetinden(bağışlamasından) ümidimizi kesmeyelim. Bu manevi ve maddi al-datıcı ağlardan çıkış yolu vardır.Çıkış yolu, doğru yol; Allah’ın elçisi Muhammed Bin Abdullah’ın açıkladığı Kuran’ın “aslında” açıklanmış yoldur. İslami görünüşe çalışan ideoloji, insanları doğru yoldan ayırmaya, doğru yolun dışındaki tarafta ağlara bağlatmaya çağırmasın. (Doğru yolun dışında, diğer taraftaki ağlara da, karşıt renkteki ideoloji “çağırmasın”).Uymayalım. Bu ağların çevresindeki “sözde yeşile boyanmış örtülere/perdelere” , basın-yayınla yansıtılanlarla insanlara sanal bir dünya yaşatılmaya çalışılmasın. *Dünyadaki basın-yayının-filmlerin-kitapların-internetin-televizyonun çoğu boştur, al-datmaya/zehirlemeye/bilinçaltı programlama yani hipnoz yapmaya çalışmasınlar. Bazı evlerde televizyon, müzik, oyun bilgisayarı,... yok. Sahte kişisel gelişim misyonerleri; basın-yayınla, bazı kurumlarla etkinlik yapmaya çalışmasınlar. Ders kitaplarının çoğu da dolambaçlı yokuşu göstermesin, doğru yolu göstersin. İnsanlara, “fiziken ilerliyormuş gibi“ bir algı verilmeye çalışılsa da, insanlar aslında bu manevi/maddi ağların içinde sürekli dolaştırılmaya çalışılmasın. Türkiye’de, bu manevi ve maddi, al-datıcı ağlara kazara bağlanmış insanların, bu ağların kavramsal çerçevelerinin dışında manen ve madden neler bulunduğunu görmeleri, engellenmeye çalışılmasın. İnsanlar, bu ağlarda yansıtılan sanal dünyanın dar bakış açısına yönlendirilmeye çalışılmasın. Yani Türkiye’de bize sunulan, bizi sözde kuşatmaya çalışan manevi ve maddi, al-datıcı kavramsal çerçeveler(duvarlar) aşılabilir. Bu ağların içinden çıkılabilir.Bu al-datıcı manevi ağlar; ters deyiş, al-datıcı/yoz kültür,dil ve kavramsal algılamalar biçimindedir. Hint-Arap mistisizm(gizemcilik) kültürü; İslam imiş gibi gösterilerek insanlar, İslam’dan soğutulmaya,uzaklaştırılmaya çalışılmasın. Ayrıca dış düşmanlar, kendilerinden olmayanları sinsice yok etmeye çalışmasın. Uyanık ve önlemli olalım.
2)Faiz,kredi kartları,kumar,... yaygınlaştırılmaya çalışılmasın.Kredi kartlarıyla borçlanılan paraların çoğunun, gerçek fiziksel para olarak karşılığı yok. Bankalar, dünyadaki gerçek fiziksel paranın 10 katı hayali(sanal,elektronik) para üretmesin. Aynı parayı 10 kişiye borç vermesinler.Milleti al-datmaya çalışmasınlar. Al-danmayalım, kredi kartı kullanmayalım. Pazarlarda peşin parayla alışveriş, bereketli olan alışveriştir. Pazarcılara kredi kartı cihazı bulundurma zorunluluğu uygulamasına engel olalım.
3)***Allah
adıyla,elçisinin adıyla, Kuran adıyla, ünvanla, sözde
bilimsellikle, teknolojiyle, yar-dımcılık göstererek, yar-dım
isteyerek, ters deyişle, ... al-datışlar yaygınlaştırılmaya
çalışılmasın. İçi boş putlara/firavunlara
tapıcılık(paganizm), falcılık, üfürükçülük-tükürükçülük
al-datıcılığı, çıkıkçılık-sahte doktorluk, sahte
hocalık-imamlık, medyumluk, sözde tedavi uzmanları, sözde doğal
tedavi uzmanları, sözde bioenerji uzmanları, Allah olduğunu iddia
edenler,... yaygınlaştırılmaya çalışılmasın.
Falcılar,medyumlar, üfürükçüler-tükürükçüler,
çıkıkçılar-sahte doktorlar, sahte hocalar-imamlar, Allah
olduğunu iddia edenler, insanlara emredici iş yaptıranlar,...İslam
öncesi çağdan kalma figüranlardır. Türkiye’yi tamamen
İslam öncesi çağ karanlığı olan ağlara bağlatmaya
çalışmasınlar. İslam öncesi çağda toprak derebeyliği
üzerinden insanlar sömürülmeye, köleleştirilmeye çalışılıyordu.
Bize, uzay çağının taş devri yaşatılmaya çalışılan
günümüzde ise bu al-datış, para üzerinden iş
emrediciliği(kapitalizm) ile yapılmaya
çalışılmasın. Düşünüyorum ki, bağ-ımsız(serbest) iş
yapalım. Eskiden bağımsız beldelerde olduğuna benzer biçimde
kendi işimizi yapalım, öyle rızkımızı kazanalım. Böyle
verimli ve iyi oluyor mu, araştırmak gerek. İletişim için cep
telefonu,sabit telefon, internet/web sitesi olanakları var.
Bir iki numara öğrenmiş al-datıcı çıkıkçıların kapısında onlarca kişi sıraya girmesin. Örneğin E. şehrinde Es. mahallesindeki bir kahvehane bahçesinde tabelasız muayenehane açmış al-datıcı bir çıkıkçı vardı daha önce. Bu çıkıkçının, kendisine işbirlikçileri tarafından art niyetli bir biçimde “yönlendirilmiş” kimi vatandaşı bilerek sakatlamaya yönelik çekip çevirmeler yaptığı da oluyordu. Vatandaş, bu al-datıcı çıkıkçının “muayenehanesine!” günlük olarak hangi saat aralığında geleceğini kahvehanenin telefonunu arayarak öğreniyordu. Tam saat verilmiyordu! Vatandaş kahvehane bahçesinde toplandıktan sonra ve aralarında sivil polis vb. tipli insan olmadığına kanaat getirildikten sonra bu sahte doktor geliyordu. Böyle al-datıcıların tedavi edeyim derken bazı vatandaşları daha kötü yaptığı da oluyordu.
Hastanelerde ise tıp artık bir bilim olmaktan çıkıp, ticaret alanı olmaya başlamasaydı. Bunu kulp olarak kullanıp, vatandaşı; maddi/manevi sağlık sorunlarını yukarıdaki gibi sözde alternatif al-datıcı çıkıkçıkların,sahte hocaların, diplomalı sahte bioenerji uzmanlarının, ... çözebileceğine inandırmaya çalışanlar yaygın olmasın. Ayrıca hastanelerin ticaret merkezi değil, hak bilim uygulama merkezleri olması gerek.
1989’dan önce böyle falcı,medyum,üfürükçü-tükürükçü,sahte doktor- çıkıkçı, sahte hoca, sahte ocak,sahte bitkisel tedavici, sözde bioenerji uzmanı, ... vb. al-datıcıların, sömürücülerin adını bile duymuyorduk.1989 ve sonrasında nasıl bir değişiklik oldu? Vergi levhası sahibi oluşlarına aldanmayalım. Böyle aldatıcı işlerden vazgeçsinler.
Son dönemlerde imzalanan antlaşma ile egemenlik Avrupa Birliğine devredildi.Onbinlerce sayfalık Avrupa Birliği mevzuatıyla/kanunlarıyla yönetiliyoruz.Uyanalım.
4)Kedileri,köpekleri ve diğer bazı hayvanları, evinde esir alıp “sahiplenmek” her türlü basın-yayın ile özendirilmeye çalışılmasın. Sık sık kahraman köpek “filmleri” yayınlanmasın. Hayvanların özgürlüklerini gasp etmeye kimsenin hakkı yok. Hayvanlar, kapitalist ve sosyetik özenti amaçlarla çoğaltılmamalı ve kırsal kesimde özgür yaşamalıdırlar. Hayvanlar satılacak mal değildir, candır. Satılmalarını-satın alınmalarını engelleyelim. Hayvanat bahçeleri ve sirkler; hayvan hapishaneleridir, kapatılmalıdırlar. Evlerde kedi-köpekler, bazı insanların yatakları üzerine bile çıkmasın. Türkiye’nin bazı illerinde, sokaklarda, caddelerde; kedi-köpek,at,tavuk,kuş,... pislikleri çok olmasın. Hergün binlerce insan, yollarda hayvan dışkısına basmasın, bundan dolayı ayakkabısını çöpe atmak zorunda kalmasın. Evlerde ve ev dışında böyle hastalık saçılmaya çalışılmasın. Pisliğin yayılması yoksayılmasın. Ayrıca şehir içlerinde dolaşan at arabaları engellenmeli, bu yoksul insanlara maddi destek ve aşevi-gıda desteği verilmelidir. Çünkü yollar; kedi,köpek,güvercin,tavuk pisliklerinin yanında at pislikleriyle de kaplı. Arabalar ve insanlar, bu pisliklerin üzerinden geçmesin. Pislik her yere yayılmasın. Bazı illerde, şehir merkezindeki mahallelerde, bazı bilmez vatandaşların, tavuk-güvercin kümesi kurmasına karşı neden kapsamlı önlemler alınmıyor?Önlemler alınmalı. Hangi çağda yaşıyoruz? Bunların engellenmesi gerekiyor ve yolda yere bakarak yürümek gerekiyor.
Türkiye’de her yıl 10 binlerce kişi köpeklerin saldırısına uğratılmasın. Bu mağdurların çoğu çocuklarımız.Bazı yetkililer neden önlem almıyor?Önlem alsınlar. Neden köpek üretimine ve satışına izin veriliyor? İzin verilmesin. Köpek saldırılarına karşı her türlü önlemin alınması ve üretimlerinin-satışlarının durdurulması için kamuoyu oluşturulmalıdır.
Hayvanlar mal değildir, bizim gibi topluluklardır, candır. Hayvanların ticari amaçla üretimleri, uydurulmuş din adına canlarına gaddarca kıyılmaları, hapsedilmeleri, üzerlerinde deney yapılmaları, satışları, ces-etlerinin sözde besin diye satışı yasaklanmalıdır. Doğal-temiz bitkisel çerçevede beslenişimiz şart.
Sokak köpeklerinin tamamı yerleşim merkezlerinden çıkarılmalı,yerleşim merkezleri etrafına kurulacak,çevresi tamamen duvarlı olmayan geniş köpek parklarında bakılmalı. Köpeklerle oynamak isteyen, beslemek isteyen orada oynasın. Köpekler,yalnız böyle parklarda toplu olarak beslenirse, buralarda bekler, şehir içine fazla yönelmezler.Hapis edilmemeleri temin edilerek engel çözülür. Az sayıda insanın köpeklerle oynayış, yayış kuruntuları yüzünden her yıl on binlerce saldırı olmasın. Üretimleri ve satışları yasaklanmalı. ***Tüm sokak köpeklerine küpeleme işlemi yapılmalı, bazı yetkililer tüm sokak köpeklerine küpeleme yapmıyor, ihmal etmesinler. Köpek saldırılarının sayısı, iç ve dış savaştaki saldırıların sayısını geçti.Domuz ces-eti içeren fabrikasyon mamalar yasaklanmalı. Dana ces-eti koyacak değiller ya.Eskiden fabrikasyon köpek maması mı vardı,hayvanlar daha sağlıklıydı.Kedilerin doğası, sokakta avlanarak beslenmeye uygun.Hayvanlar esir edilmemeli, özgür olmalı.
5) Kuran’da yasaklanan çirkin işler yaygınlaştırılmaya çalışılmasın. Bazı kurumların himayesinde, bazı ismi kılıflı mekanlarda öyle çirkin işleri yaygınlaştırmaya çalışmasınlar. Bazı televizyonlarda ve bazı basın-yayın organlarında gençlere ve çocuklara Kuranda yasaklanan çirkin işler özendirilmeye çalışılmasın. Evlilik kurumu ve toplum bozulmaya çalışılmasın. Aile içi ilişkileri, toplum içi ilişkileri bozmaya çalışmasınlar. Kendimize, ailemize, milletimize, ülkemize sahip çıkalım.
6) Bu maddede sayılanları da dış düşmanlarımız, hile ile yaptırtmaya çalışmasın. Yani kıymetli görevlilerimizi suçlamak söz konusu değildir. Mescidlerde sözde kutsal sakal ziyaret etmek gibi bir ibadet varmış gibi törenler düzenlettirilmesin. Milletin inancı bozulmaya çalışılmasın. Eskiden mescidlerde öyle uydurma tören olmuyordu. Bazı mescidlerin duvarlarına/şadırvanlarına kelime-i tevhidin bir harfi kasten yanlış yazdırılmasın(latin harfleriyle yazılmış bazılarını kastediyorum). Doğrultuluşu gerek. Mescid kütüphanelerin dolaplarında sözde “Diyanet yayınlarından başka kitap bırakmak yasaktır” yazıyor ama bu dolaplarda Allah adıyla aldatışa çalışan sahte din kitapları da olmasın. Doğrultuluşu gerek.
Ayrıca örneğin Suudi Arabistan’daki bazı mescid minarelerinin, İran’daki mescid minarelerinin, Pakistan’daki mescid minarelerinin tepesi bizdekiler gibi sivri değil, yuvarlak. Suudi Arabistan’da sonradan bazı minarelerin tepesini sivri yapmışlar. Bizdeki minareler gibi binaların tepesini sivriltmeye çalışan mimarinin kökeni başka dinin mimarisidir.Minarelerimizin tepesi yuvarlak olsun. Rus Kızılmeydan sarayı kule tepesi mimarisi gibi de olmasın.
Bazı mescidlerde, başka dinin nikahında çalınan müziğe benzetilmiş makamlı sözlerle ve hareketlerle sözde dini nikah kıyılmaya başlatılmasın. Bu deşifre edilmeli ve önlenmelidir.
Türkiye’deki resmi veya özel yayınevlerinin bastığı Arapça Kuran nüshalarının çoğunda harfler üst üste bindirilmiş olmasın, ayrıca hangi işaretin hangi harfe ait olduğu belli olsun. Sözcükler arasında ayrım karışık olmasın. İnsanların Kuran’ı okuyup öğrenmesi zorlaştırılmaya çalışılmasın. Nispeten düzgün dizilmiş bilgisayar hatlı Kuran nüshaları da var. Ayrıca Kuran’ın orijinal nüshalarının fotoğrafları internete koyulsun, neden koyulmuyor? Kuran’ı uzatarak(tecvidle) okumak, ilgili ayete uygun mu? Ayete göre, Kuran’ı tertille(tane tane, düşünerek) okumak ne demek?
Kuran’da namaz(dua/salat), üç vakit buyruluyor.Ama mezhep görüşüne göre, “rivayet!” olduğu iddia edilerek, günde 5 vakit, 40 rekat dedirtilmesin. Mezhep görüşüne göre, her bir vakit namazın(duanın) yapılışında değişik değişik kurallar icat edilmesin. Namaz(dua) zorlaştırmaya çalışılmasın. Dış düşmanlar, namazın ne olduğunu anlamasınlar diye “dua/salat/Allah’tan yardım isteyiş” dedirtmemişler. Guslün, namaz abdestinin, namazın farzları Kuran’da buyruluyor. Mezhep görüşüne göre, bunlara ilave bir takım zorunluluklar olduğu iddia ettirilmesin. Gusül(yıkanış) ayrı, sabunlanma ayrıymış gibi yokuşu göstertmesinler.Ayrı değil, birlikte de yapalım.
PARASI OLMAYAN VATANDAŞLAR DA, TÜM MESCİD TUVALETLERİNE ALINSIN!
Günde yarım saat, mescidlerde yüksek hoparlörler sesiyle vatandaşa zorla ezan, dua/salat, vaaz dinlettirmek yoluyla dinde zorlama yapılmayışı gerek. Hoparlörden çıkan sesin çoğu zaten anlaşılmıyor.Eskiden mescidlerde ezan hoparlörsüz, sadece insan sesiyle okunuyordu. Dinde icat olur mu? Kuran’dan anlaşılıyor ki, uzata uzata değil, tane tane okunuş gerek. Ayrıca, eskiden her Cuma namazındaki hutbede Allah’ın buyurduğu ”Allah katında din şüphesiz İslamdır” ayetinin Arapçası ve bu tercümesi okunuyordu. Şimdi o ayetin tercümesini dış düşmanlarımız yasaklattırdı. Sadece Arapçası okutturuluyor. Uyandırmamak, başka batıl dinlere yol açmaya çalışmak için tercümesi okutturulmuyor. Tercümesi de okunsun.
Ayrıca bazıları “hayvan sevgisi” bahanesiyle mescidlere kedi sokmasın. Şadırvana köpek sokmaya çalışmasınlar, engelleyelim. Mescid düşmanı haber, basın-yayın kanalları; mescidlere,işyerlerine,... kedi-köpek sokmayı özendirişe çalışmasın. Milleti mescidlerden soğutmaya çalışmasınlar. Milletin ibadetlerini bozmaya çalışmasınlar. Bunlara karşı önlem alınmalıdır. Mescidlere sahip çıkalım.
7) Misyonerlik(din ajanlığı) ve faaliyet mekanları serbest bırakılmasaydı. Sadece bir ortaokul / lisenin etrafında onlarca gizli misyoner faaliyet mekanı olmasın. Çeşitli kılıflarla yapılanmasınlar. Bağımsızlığımız uğruna, Allah yolunda katledilmiş insanlarımızın bize emanet ettiği, kanlarıyla suladıkları vatan toprakları üzerinde; misyonerler ve bazı mevki sahipleri elele vermesin, inanç üzerinden tehlikeli siyasi danslar icra etmesinler. Misyonerlerin ve işbirlikçilerinin, ocağımıza zakkum(zehir) ağacı dikmesi had safhaya gelmiştir. Özellikle çocuklar ve gençlerin; bazı basın-yayınla, bazı kişi ve kurumlarla, örtülü biçimde misyonerlerin ağına “çağrılmasına” engel olunsun. Çocuklara ve gençlere sahip çıkılması, onların uyandırılması gerekmektedir.
Önce çocukları ve gençleri, yapılmaya çalışılan tüm bu al-datışlara karşı uyandıralım. Onlar, bizim geleceğimiz. Doğru yolu gösterici Kuran’ın “aslını” ve doğru tercümelerini öğrenmemiz için işaret edilsin. Kuran’ın “aslı” ve karşılaştırmalı farklı tercümeleri, çoğu yerde gösterilmiyor: kuranmeali.com .
8)Bazı şehirlerdeki belediyelerde, çoğu cadde ve sokak zeminleri çöplük gibi. Bu zeminler doğru-düzgün temizlenmiyor.Temizletilmelidir. Vatandaşa “en iyi çevre temizliğinin kirletmemek olduğu konusunda” bilinçlendirme yapılmıyor. Yapılmalıdır. Yerlere sigara izmariti ve çöp atmayalım, çöp kutusuna atalım. Dünya bizim evimizdir, temiz tutalım.
“EN İYİ TEMİZLİK, KİRLETMEMEKTİR” sloganını; tabelalarla, basın-yayınla, internetle, ... yaygınlaştıralım. Kendimiz böyle plastik tabelaları, baskı merkezlerinde uygun fiyata hazırlattırıp, uygun umumi mekanlara matkapla tutturabiliriz.(Açık çam yeşili arka planlı baskı olsun.)
9)Bazı illerde cadde ve sokak isimlerinde kasıtlı karışıklık oluşturulmasın.Adresler bulunamasın diye öyle yapmasınlar.Adres demek bulunak demektir.Örneğin caddelerin isimleri birbirleriyle değiştirilmesin(Bir caddenin ismi bir başka caddeye verilmesin).Aynı mahallede birbirine çok benzer isimli farklı sokaklar oluşturulmasın: Aynı mahallede ve doğrultudaki Tuzcu ve Tuzcular sokaklar gibi. Birçok binada eski sıra kapı numarası takılı veya hiç yok(numarası belli değil).Doğru numaralandırılış yapılmalıdır. Bu karışıklıklara halk tepki göstermelidir.Karışıklıklar, doğrultulmalıdır.
Muhtemelen birçok ilde de, genel mesai başlangıç ve bitiş saatlari civarı, toplu taşıma araçlarında aşırı yoğunluk oluyor. İnsanlar, itiş kakıştan dolayı rahat yolculuk yapamıyor.Bu duruma çözüm üretilsin. Rağbetin yoğun olduğu saatlarde birer tramvay/otobüs fazladan sefere konulsa sorun çözülecek.(Bazı illerde ek tramvaylar/otobüsler alınıyor.)Anlamamazlıktan gelinmesin. Ayrıca bazı illerde halk otobüsleri hareket saatleri çok seyrek olmasın.Otobüs duraklarında, gündüz bile ortalama otobüs bekleme süresi, 30 dak. civarında olmasın. 1 saati de bulmasın.Bazen belediye otobüsü güzergahları değiştiriliyor. Bazen de otobüsler duraklara hiç gelmek bilmiyor. O duraklara bu konu hakkında uyarı notu asılsın.Vatandaşların boşu boşuna duraklarda saatlerce beklediği olmasın.
Ayrıca bazı illerde, birçok halk otobüsü yeterince temizlenmiyordu.Kokuyordu.(Düzgün temizlenenler azınlıktı).Bazı illerde sonradan bu sorun çözüldü. Grip gibi bulaşıcı rahatsızlıklar salgın boyutunda.Otobüslerin oturma yerleri, pamuklu-süngerli, yani kir tutacak kılıflı değil, uygun başka bir malzemeden kir tutmayacak, kolay silinebilecek bir yapıda olması gerekir.Hangi çağda yaşıyoruz?Böyle yapılan şikayetler Türkiye’de genelde yoksayılır. Bu en-geller çözülmelidir.
***Bazı şehirlerde toplu taşıma araçlarında sıcak yaz aylarında klima soğutması, kasten dengeli olarak çalıştırılmıyor, çalıştırılsın. Hatta daha da ısıtılışa çalışılmasın. Vatandaş kavrulmaya çalışılmasın. Dış düşmanlar, böyle yaptırışa çalışmasın. Serin güz aylarında toplu taşıma araçları aşırı soğutulmasın, dengeli olsun. Vatandaş, çevresini uyandırmalı, birlik olmalı, medeni yolla hakkını olay yerinde aramalıdır. Ayrıca seçim sandığında gereken yanıtı vermelidir.
Bazı illerde kapalı halk pazarı, iyi temizlenmiyor ve kapalı olduğu için kötü kokuyor.Yetkililer bu durumu görmezden geliyor.Bu koku giderilmelidir. Gerekirse bu kapalı halk pazarları yıkılıp, doğru-temiz ve emniyetli biçimde tekrar inşa edilmelidir.
10)
https://kavramsalmakaleler.net.tr/Kutuphane/Umumi_tuvaletlerdeki_engellerin_cozumunu_istiyoruz.html
11) Dokunmatik cep telefonlarıyla-cihazlarla, aydınlatma ışığı 10 saniyede sönen telefonlarla da konsantrasyon bozukluğu yapmaya çalışıyorlar. İyi, tuşlu telefon arayalım, kullanalım. Orijinal-kaliteli tuşlu telefonları Türkiye’ye getirtsinler, yerli ve milli olarak üretsinler.Bu engeli aşalım.
12) Pislik alkol–sigara-uyuşturucu yaygınlaştırılmaya çalışılmasın. Bazı televizyonlarda,bazı basın-yayın organlarında ve art niyetli sözde arkadaşlar tarafından gençlere ve çocuklara, pislik alkol-sigara-uyuşturucu örtülü olarak özendirilişe çalışılmasın. Pislik uyuşturucunun sözde bitkisel olduğunu iddia etmesinler. Bunlarda sözde keramet(soyluluk) varmış gibi gösterilmesin. Çocuk-genç, bunları kullanmasın, öyle yetişkin olmaz.Zamanı geldiğinde yetişkin olur zaten. Bunların zehir, kötülük ve pislik olduğu çocuklara ve gençlere açıklanmalıdır. Mevcut alkol satılan ve içilen mekânlar üstüne daha da yaygınlaştırılışa çalışılmasınlar. Hepsi kapatılmalıdır.
11) Domuz ces-eti, 2006’da Türkiye’de serbest olmasaydı. Domuz ürünleri ve katkıları, ilaçlardan, gıdalarımıza kadar sinsice yaygınlaşmasaydı, daha da yaygınlaştırılışa çalışılmasaydı. Bazı yerlerde “et” adı altında vatandaşa domuz ces-eti satılmasın veya yedirilişe çalışılmasın. Domuz ces-eti ucuza elde ediliyormuş. ”Hayvan”sal, fabrikasyon besinleri önermem! Bağırsaklar ve florası(bit-eyi), sağlığın merkezidir. Doğal-arı(temiz) bitkisel beslenerek, bağırsaklar ve florası düzelebilir. Tüm tedavilerin temelinde "hayvan"sal ve fabrikasyon besinleri bırakmamız gerek. Doğal-arı bitkisel çerçevede beslenmemiz gerek.
12)
13)
14) Dış düşmanlar, hastalık ve tembelliği yaygınlaştırmak için gereksiz tedavi şekillerini ve gereksiz ilaçları yaygınlaştırmaya çalışmasınlar.Örneğin, her vatandaşı, MR ve bilgisayarlı tomografiye gereksiz durumlarda da sokturmaya çalışmasınlar. Bilgisayarlı tomografide röntgenin 400 kat fazlası radyasyona maruz kalınmasın. İngiltere’de sağlıklı kişilerin MR ve bilgisayarlı tomografi çektirmesi yasaklandı.
Dış düşmanlar, Elektro Şok denen gereksiz ve vahşi sözde tedaviyi uygulattırmaya çalışmasınlar. 1 sn. boyunca beyne 200 Volt elektrik verip suni sara krizine sokmaya çalışmasınlar. Engellenmelidir.
Dış düşmanlar tarafından, halkın üçte ikisi ilaç alıcısı yapıldı.Tüm halk, alıcı yapılmaya çalışılmasın.Bazı ilaç türlerinin “bağımlısı durumuna girmişler”, ilaçlarını bıraktıklarında sıkıntıya girebiliyor, doğru ilaçları yine düzenli almaya başladıklarında doğrulabiliyor.Ama hepsi bağımlı olmayabilir. Bunlar, bahsettiğim karanlık savaşların biyolojik ayağıdır. Her 2 kişiden biri psikiyatri ilacı abonesi yapıldı. Herkesin zaman zaman az-çok sıkıntısı oluyor. İnsanların, MANEVİ/maddi olarak kendi kendilerini tedavi etmeyi öğrenmeleri, ay-ırt edici ve güçlü olmaları gerekiyor. Kuran’ın “aslı” yol gösteriyor. Dış düşmanlar tarafından önce depresyon ilacına alıştırılmaya çalışılan vatandaşlar, daha sonra antipsikotik denilen uyuşturucu ilaçlara alıştırılmaya çalışılmasınlar. Bu antipsikotikler; eroin, kokain gibi birer uyuşturucudur.
Dış düşmanlar, bir rahatsızlığın basit bir tedavisi varken insanları gereksiz yere ameliyata sokturmaya çalışmasınlar. Kendileri dışında herkesi bütün bu saydığım tuzaklara düşürmeye çalışmasınlar. Dış düşmanlar, herkese çeşitli bahanelerle, B12 vitamini gibi türlü hapları/iğneleri 6 ay boyunca yutturmaya çalışmasınlar. Vitamin eksikliği yalnızca savaş yıllarında görülmüş. Aldığımız besinlerde türlü türlü vitaminler hazırda var. Kendi kendimizi MANEN/madden tedavi etmeyi öğrenelim. Bir insani kaynağa bağımlı kalmayalım. Dış düşmanlar, bazı psikiyatri ilaçlarını çok yüksek dozda verdirerek, insanları karaciğer hastası, tansiyon hastası, şeker hastası yapmaya çalışmasınlar.
Bir üniversitesi hastanesi psikiyatri servisinde bazı vatandaşların banyoda kullandıkları duş suyunu biraz fazla sıcak vermeselerdi. Duşun altında rahat nefes alınamıyor, bunalım yaşanıyordu. Verilen ilaçların da böyle bir etki yaptığından şüphe ettim. Vatandaşın yatırıldığı odanın camı önündeki kuş pislikleri yığınından akciğer enfeksiyonu olmasaydı. İtalya’da halk 200 bin imza toplayıp bütün akıl hastanelerini neden kapattırdı? Bir ilde, bir hastanenin acil servisinde binanın iç tarafına bakan gözlem odaları mikrop yuvası gibi, bakımsız durumda olmasaydı. Dış tarafa bakan gözlem odaları bakımlı ve temiz.
Dış düşmanlar , dış ülkelerde onaylanmayan (kullanım dışına çıkarılmış bulunan, yasaklanan) ilaçları vatandaşa verdirmesinler.
Bunun üstüne, birlikte kesinlikle kullanılmaması gerektiği halde bazı ilaçları birlikte verdirmesinler.
Dış düşmanlar tarafından, bir psikiyatri kliniğinde hastalara zorla kullandırtılan bir “sünger” yatak vardı. Yatağın ortası aşırı göçmüş durumda. Göze batan vatandaşları, bel fıtığı yapmaya çalışmasalardı. Düzgün ortopedik yatak isteyene : ”Başka yatak yok” diye bahane uydurmasalardı. Göze batan hastalara o yatağı ısrarla kullandırtmaya çalışmasalardı. Bu yatağı o klinikte en son yıllar önce görmüştüm. Böyle bir durumda mağdur vatandaş, ailesi tarafından o klinikten acilen çıkarılmalıdır.
Ayrıca bu klinikteki göze batan vatandaşlara, dış düşmanlar, sözde “Nasıl olsa bunları akıl hastası diye etiketledik. Bunların iddialarına(hak aramalarına) kimse inanmaz” taktiğiyle akıl almaz başka numaralar da yaptırmasalardı. Soruşturunuz, başka şahit mağdurlar da var. Böyle kliniklerde yatmış olanlardan mağdur olanları soruşturunuz. Kimin akıllı , kimin deli olduğunu; Yüce Yaratan takdir edecek.
Dış düşmanlar, insanları önce psikiyatri hapı abonesi yapmaya çalışmasınlar. Sonra da şizofreni(sözde akıl hastası!) diye etiketlemeye çalışmasınlar. Sonra da mağdurlar yapılan kötülükleri dile getirdiğinde “Bunlar akıl hastası” diye savunma taktiği geliştirmesinler.
***Dış düşmanlar, ısrarla dişlerimize sözde temizleme! işlemi yaptırışa çalışmasınlar. Bu sözde temizleme işlemine, dişlerimizi aşındırtmayalım. Hele hele 2. ve sonrası. Diş temizlettiriş işlemi yaptırmayalım. Dişlerimizin tüm yüzeylerini fırçalamaya devam ettiğimizde plaklar çözülür. Yalnız, diş etlerimizi geriye çektirmeyelim, fırça ve Japon kürdan ile.
Ancak, iyilikten yana olan doktorlar,psikologlar, sağlık çalışanları da var.
Ayrıca bazı vatandaşların, sağlık çalışanlarına vahşice saldırmayışı gerekir, kötülüktür.Bir haksızlık varsa, medeni olarak ve akıl-zeka-hukuk kullanılarak çözülmelidir. İyilikten-haktan-doğruluktan yana sağlık çalışanları da var. Türkiye’nin bu günlere gelebilmesinde onların emeklerinin katkısı da var. Değerlerini bilelim.
15)
16) Yüksek gerilim hatlarının geçtiği yerlere konutlar yapılmasın(Eskişehir Aşağısöğütönü Mah.deki TOKİ Konutları gibi).380000 Volt gibi, bu yüksek gerilim hatları, uzun vadede insanlarda kanser gibi tehlikeli hastalıklara yol açıyor. Bu yüksek gerilim hatları, çoğu belediyeler ve elektrik idareleri tarafından yerin altına alınmıyor, acilen alınsın. Masraftan ve işten kaçılmasın.Vatandaşlar topluca uyandırılmalıdır.
17)Bazıları tarafından insanlara yapılmaya çalışılan gizli al-datışlar; dini, akademik, mesleki ünvanlar kullanılarak yapılmaya çalışılıyor.İyi niyetli ünvan sahiplerini uzak tutarım.Sunulan bilgiyi değerlendirmede esas, sunucunun ünvanı değildir. Allah adı anılarak, elçilerinin adı anılarak, ünvanla, sözde bilimsellikle, teknolojiyle, yar-dımcılık göstererek, yar-dım isteyerek,ters deyişle... al-datışlar yapılışa çalışılmasın.
18) Geçmişte ordu ile milletin arası açıldıktan sonra paşalara telekulak şantajları yapıldı. Bizim kara kaşımız kara kara gözümüz hürmetine değil, ordunun içindeki gerçek vatansever komutanlarımız vesilesiyle, vatan, 20 yıl öncesine kadar ayakta durdu. Ordusu, bir milletin sigortasıdır.
19) Yabancı dil kökenli sözcüklerin sömürgeciliği yapılmasın. Örneğin insanlar, “günah”ın ne olduğunu anlamasınlar diye Türkçesi “suç” kelimesi kullanılmıyor. ”Namaz”ın ne olduğunu anlamasınlar diye Türkçesi “dua” kelimesi kullanılmıyor. “Stres”in ne olduğunu anlamasınlar diye “sıkıntı, zorluk” sözcüğü kullanılmıyor. Mantığın ne olduğunu anlamasınlar diye “doğru-dizgeli düşünmek” denilmiyor. Aklın ne olduğunu anlamasınlar diye “yar-gı / ay-ırt ediş“ (iyi ile eziyeti ay-ırt ediş) kullanılmıyor.Tevazunun ne olduğunu anlamasınlar diye ölçülülük(denge) demiyorlar; alçakgönüllülük diye kavram çarpıtması yapıyorlar. Tevazu; alçaklık ta değildir, büyükleniş te değildir.Tevazu; ölçülülük, dengedir.
Bazı zararlı tıbbi tetkik ve işlemlere yabancı isim vererek al-datışa çalışmasınlar.
20) Eğ-itim,eğ-mek düzeni(doğrusu “yetiştiriş”dir), tam bir işgal ülkesine uygun hale getirilmeseydi. Gençler, liseyi bitirsin, ama çarpım tablosunu bilmesin istenmesin. Ezbere düşünen(doğrudan belleyen) değil; sor-gulayan, ele-ştiren , ay-ırt eden-uyanık(bil-inçli) gençler yetiştirişe çalışsınlar. Dış düşmanlar, ezbere(doğrudan bellekten) düşünüşü; basın-yayınla halk arasında da yaygınlaştırışa çalışmasınlar.
***İnsan ruhunun ve beynin anahtar işlevi, bil-inçtir.İnsanları robot gibi yapmaya çalışmasınlar.1940’lardan beri milli! eğ-itim ezberci ders içeriğini, dış düşmanlar yönlendirmeseydi.Ayrıca el yazısıyla ve F klavyeyle öğrencilere dolambaçlı yokuş gösterilmeseydi.F klavyeyle çifte standart ve karışıklık oluşturuluşa çalışılmasaydı.Yaygın ve alışılmış olanı Q klavyedir. İlkokul 1. Sınıfa, 5. Sınıfın matematik konularından öğeler gösterilmesin. Emekleyiş olmadan yürütüşe zorlamak olmasın yani. Geri bırakılan gençlerin aksine bazı özel okullarda ve dersanelerde özenle ve özel olarak yetiştirilip beyin yıkayış işlemine tabi tutulmuş gençler vesilesiyle devlet kurumlarında kadrolaşma yapılışına müsaade edilmeseydi.
Küçük ilkokul çocuklarına hergün bir çanta dolusu ağır kitaplar taşıttırılmasın sırt çantasıyla. Milli! eğ-itimi tasarlayan dış düşmanlar, çocuklarda omurga biçim bozukluğu yapışa çalışmasın. Birlik olup, topluca sivil tepki gösterilmelidir, bu engeller çözülmelidir. Eskiden ilkokullarda aylık ünite genel konu dergileri vardı. 40-50 sayfalık. Hergün çocukların çantası hafifti.
21)Türkiye, trafik kazaları oranı olarak dünyada ilk 10 ülke arasında olmasın artık.Bazı belediyelerin olduğu şehirlerde bilinçli ve ısrarlı olarak yollara yaya geçidi çizgileri konulmuyor, konulsun. Şehiriçi yollarda trafik lambası olmayan kavşak başlarında, geçiş üstünlüğü yayalara aittir. Sürücüler bunu tanımalı. Zaten dar olan bazı caddelerin kaldırımlarının daha da genişletildiği olmasın. Vatandaşın canıyla oynanmaya çalışılmasın. Allah’ın Kuran’da “tuzak kuranların en hayırlısı” sıfatı da buyruluyor.Tüm sürücü ve yayaların karşısındakinin de kul hakkını düşünmesi, duyarlı ve sorumlu olması gerekiyor.Tüm sürücülerin de yollarda kural tanıması gerekiyor, kendilerini yolların kralı zannetmeyişleri gerekiyor.
Örneğin E. şehrinde Sak. Caddesinde, caddenin bir kısmı dardı. Karşıdan karşıya geçerken yılda birkaç kişiye araba çarptığı oldu,Allah korusun.Yolun genişletilişi talebiyle dilekçe verildi. Dilekçenin üstüne yolu daha da daraltmasalardı(kaldırımı genişletmeselerdi).İnsanlar yoldan güvenli bir biçimde geçemesin diye öyle tuzak kurmasalardı.İnsanlar uyumasın. Böyle engeller çözülsün. İnsanlığın asıl düşmanını ve 3 topluluğunu Kuranın “aslı” açıklıyor.
22) Avrupa Birliğine katılma projesini medeniyet projesi olarak gösterip, Avrupa’nın, Türkiye’yi bölmeye-yok edişe çalışım projesi olduğunu gizlemesinler. Avrupa Birliği’nin bayrağı ve NATO’nun bayrağı, başka dinin bayrağıdırlar. Yıllar önce imzalanılan antlaşma ile egemenlik Avrupa Birliğine devredilmeseydi. Geri alınmalıdır. Sözde “Avrupa Birliğine uyum sağlayacağız” diye adliye binaların önüne dikilen sözde adalet tanrıçası heykelleri dikilmeseydi. Bu heykellerin elindeki kılıç, başka dinin işaretidir. Batıl(boş,geçersiz) bir heykel, bizim adaletimizi temsil edemez.
23) İkinci dünya savaşından sonra dış düşmanlar , Filistin topraklarını önce para ile satın alarak operasyona başlamışlar, ardından hak iddia edip diğer müttefik devletlerin desteğiyle silah zoruyla işgal etmişlerdir. Şimdi benzer sinsi tezgah Türkiye üzerinde oynanmaktadır. Türkiye topraklarının önemli bir bölümü dış düşmanlara ve taşeronlarına satılmasaydı. Türkiye’nin tamamı teslim edilmeye çalışılmasın. Dedelerimiz Çanakkale’de niye yatıyor?Halk, vatan topraklarına sahip çıkmalıdır.Topraklarını yabancılara satmamalıdır.Bilinçli sülaleler, toprak alışverişi gerektiği zaman bunu kendi içlerinde yapıyorlar(örneğin miras paylaşımında).
24) İstiklal(bağımsızlık) savaşına “kurtuluş savaşı” denilerek Türkiye uyutulmasaydı, bağımsızlık unutturulmasaydı. Sanki “1922’de işgalcilerden sonsuza kadar kurtulmuşuz, savaş bitmiş” gibi gösterilmeseydi. Karanlık, örtülü savaş (dış düşmanların son seferi) ve direniş devam etmektedir.
25) Kuzey Kıbrıs topraklarını, Rum’a peşkeş çekmeye çalışanlar olmasın. Önlem alınmalıdır.
26) Bazı kamu hastanelerinde, heyet doktorları muayene kuyruğunda, sıra numaralandırması olmadığı için, vatandaş saatlerce ayakta beklemektedir. Ağır engelli,yaşlı,ağır rahatsız vatandaşlar bile, ayakta uzun uzun beklemektedir. Doğru çözüm odaklı olmak açısından, sıra numaralandırışı yapar mısınız? Bazı kamu hastanelerinde, çoğu poliklinik muayene odası önünde oturak yoktur, kaldırılmıştır. Oturak olmayan poliklinik muayene odası önlerine oturak koyar mısınız? Engellilerin,yaşlıların,ağır rahatsızlığı olanların kul hakkıdır. Adalet ve hukuk herkese lazımdır, lazım olabilir. Ayrıca heyet doktoru poliklinik sayısı yetersiz gelmektedir. İşe başvuru, ehliyete başvuru,... v.b. birçok nedenlerle vatandaş, heyet raporu uzun kuyrukları oluşturmaktadır. Heyet raporu poliklinik sayılarını birer artırır mısınız? Vatandaşlar, birlik olup medeni yolla hakkını aramalı.
27)
https://kavramsalmakaleler.net.tr/Kutuphane/Dislerimizi_koruyalim.html
28)https://kavramsalmakaleler.net.tr/Kutuphane/Milletimize_gecmiste_ve_bugun_yapilan_zulumler.html
29)
30) Bazı illerdeki mezarlıklarda ölü gömülürken sorumlular tarafından 10 cm mertebesinde genişlikte kalaslar verilmesin. Vatandaş ölüsünün üzerine toprak atarken bu kalaslar çok dar olduğu için toprağı tam tutmuyor. Toprak ölünün üzerine dökülüyor. Dış düşmanlara böyle aldatış yaptırtmayalım, uyanalım. 30-40 cm mertebesi genişlikte kalaslar verilmesi gerek. Vatandaş öyle cenaze defin kalaslarını kendi temin etsin. Sorumlu kuruma bırakmasın. Ayrıca öyle kurumlara yıkattırmak için cenaze emanet edilmemeli mümkünse. Mümkünse vatandaş ölüsünü eskiden olduğu gibi kendi yıkattırmalı, kefenlettirmeli. Bu konudaki yeni mevzuat eskisine döndürülmeli.
31)Dış düşmanlar bebeklere zorla aşı yaptırıyorlardı. Bazı bilinçli ana-babalar, anayasa mahkemesine, bu zorunluluğun kaldırılışı için dava açtılar ve kazandılar. Virüslere etki edebilen ilaç dünyada yok. Bakteri aşıları da yanlış. Hastalığı doğal-temiz bitkisel tedaviyle-besinle doğal yoldan atlatıp, doğal bağışıklık kazanmak gerekiyor. Doğal yolla kazanılmış bağışıklık, aşıya göre 27 kat daha kuvvetli.
.
.
.
Bu liste daha da uzatılabilir. Dış düşmanların tüm bu al-datışlarına karşı uyanalım, müslümanlar olarak birlik olalım, hakkımızı arayalım. Bu yazının hedefi düşünce açıklamaktır. Kişileri ve kurumları yıkmak değildir.
Zulüm yapanlarla işbirliği yapanlar, merkezi yönetime gelseler, çok daha kötüsünü yaparlar. Bunlar, ülkeyi daha hızlı batırırlar. İki taraftaki perdenin arkasında da aynı dış odak var. Dış düşmanlar, bizi bu perdelerdeki “film”lerle uğraştırışa çalışıyorlar. Halkımızı, böyle ayırıp, birbiriyle çatıştırmaya çalışıyorlar. İki tarafı da desteklemeyen milyonlarca vatandaş var. “Vatan”-daşlık, millet, hakiki ümmet, İslam Cumhuriyeti bilincinde birlik olalım. Bedir savaşı ve İstiklal(bağımsızlık) savaşında olduğu gibi. Cumhuriyetimiz, İslam Cumhuriyeti olarak kurulmuştu. İnönü, Lozan sonrası laik yaptırmasaydı.
Bu yazıyı yazmaktaki hedef; dış düşmanların al-datışa çalışımlarından milletin uyandırılmasıdır. Millet için hizmet edenlerin yaptığı iyi işleri görmezden gelmek değildir. ***Yapılan iyi işlerin değerini bilelim.
Neden böyle duruma geldik? Çünkü Türkiye’yi , içimizdeki ajanlarla(gizmenlerle), işgalcilerin örümcek ağına götürmeselerdi.
En-gel(sorun),
dış düşmanların ülkemizi örtülü işgal etmiş olmasıdır.
Birlik olalım, mücadele edelim. Gençler öncülük etsin.
İnsanlığın asıl düşmanını ve “3” topluluğunu ayetler açıklıyor. Bazı yabancı devletler, bazı örgütler, ...-izm, ...-cılık, “falan filanın yolu” denilen din görünüşlü veya din dışı ideolojiler, zulüm yapanlar; birer maske-maşa olarak yararlanılmaktadırlar.
Zulüm kalıcı olmayacak inşallah.
*** Yukarıda anlattığım al-datışlar, halkımıza tekrar tekrar anlatılmalıdır. Halkımız, tüm bu al-datışlara karşı topluca tepki göstermelidir, al-datışa çalışımları bozmalıdır, sivil olarak birlik olalım. Halk olarak birlik olup, dış düşmanların eziyet düzenine tepki verelim. Direnişçi basın-yayın, sivil toplum kuruluşları ve halk birlik olmalı.
Ayrıca bu mesajı yayın, lütfen. Yapmanız gereken, size gelen bu mesajı 3-5 tıklama yaparak tanıdıklarınıza yönlendirmek.
Bu al-datışlardan kurtulmamız için; halkımızı felakate giden yoldan uyandıralım, falan filanın yolunda değil, yalnızca Kuran’ın “aslındaki” yolda(Allah’ın elçisi Muhammed Bin Abdullah’ın açıkladığı Allah yolunda) birlik olalım. Bedir savaşında ve İstiklal(bağımsızlık) savaşında olduğu gibi. Nasr(Yardım) suresini okuyalım, Nasr suresi ortaya çıksın inşallah. (Hangi surenin/ayetin ortaya çıkışını istiyorsak onu okuyalım):
Bağışlayan ve muhafaza eden Allah’ın adıyla,
https://kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=110&ayet=1
Kuran’ın “aslının” dışında, yüzyıllar süreci içerisinde, kulaktan kulağa rivayetler ile oluşturulan 10 binlerce sayfalık inanç kitapları, İslam’ın kaynağı değildir.
Dış düşmanların al-datışlarının bozulması için, Müslümanların kendi savunum ve bağımsızlık projelerini kararlılıkla yürütmeleri gerekmektedir. Bunun yolu ideolojiler(insanların uydurduğu dinler) değil, Kuran’ın “aslındaki” yoldur, samimi Müslümanların birliğidir.