Bu yazı ve öteki yazıların kaynağı→
https://kavramsalmakaleler.net.tr
(Bu web sitesindeki yazıların, çokca çıktısını alıp, gençlere,... dağıtabilirsiniz.)
GENÇLER; TÜYLERİNİ-SAÇLARINI BAŞLANGIÇTA KESMEZLERSE, ÖMÜR BOYU KESMEKTEN KURTULURLAR
Biz eski kuşaklar, ömür boyu tüy-saç kesme işlemi yapmaya “çağrıldık”. Koltuk altımızdaki tüylerimize hiç tıraş bıçağı vurmasaydık kolumuzdaki gibi az bir tüylenme olacaktı.Bu az tüylenme de temizliğe aykırı olmayacaktı.(Tüy-saç, yanlışlıkla yapılmış birinci kesmeden sonra, normal boydan biraz fazla uzayıp duruyor. Yani kurtarıyor.Daha sonraki kesmeler, sürekli uzamaya neden oluyor.). Bu yazıyı yeni nesillerin, gereksiz tıraş,... yüklerinden kurtulmasına vesile olabilmek için yazdım. Eski zamanlarda jilet yoktu.
Ergenlikte erkekler, çenelerine ve bıyıklarına tıraş bıçağı sürmeselerdi, çok az bir tüylenme olacaktı. Çirkin de durmayacaktı. Ömür boyu tıraş olmak zorunda kalmayacaklardı.Erkek oldukları, hafif bıyıklarından yine belli olacaktı.Neden çenemize ve bıyığımıza tıraş bıçağı sürdük?Çünkü dış düşmanlar, böyle gösteriyor. İnsanlara kendi kendine çeşitli yükler yüklenmelerini, yokuşu göstermesinler. ”İnsanların yüklerinin arttırılması” ve tıraş bıçakları-köpüklerinin daha çok satılması istenilmesin. Ergenlik dönemindeki erkekler, çevrelerinden sanki “erkeklik kılla-sakalla oluyormuş, köse kalmamak lazımmış” gibi şeyler duyuyorlar. Sakalı çıkmayanlara, arkadaşları “köse, tüysüz, parlak” gibi sözler söylemesinler eğlenmesinler. 18-20’li yaşlarda sakal kendiliğinden çıkması gerekiyormuş gibi bir al-gı oluşturulmaya çalışılmasın. Sakalı henüz çıkmayanlar ise “benim de sakalım çıksın” yanlışıyla yüzüne tıraş bıçağı vurmaya başlamasın. Köselikle eğlenme(alay etme) sakal tıraşına yönlendirmek için yaygınlaştırılmasın. Tıraş (baştan) gerekli bir şeymiş gibi ömür boyu tıraş oluyorlar, kendi kendilerine yük yüklenmesinler.Her gün sakal tıraşı olmayı kolay bir şey zannetmesinler.Tıraşın yüzde yapacağı tahriş hesaba katılsın.
Edep yeri bölgesi için de koltuk altı tıraşındaki durum geçerli.Bir çocuğun ayak tırnakları kesilmeye başlanmazsa ömür boyu kesmek zorunda kalmaz.Çocuklarda el tırnaklarını da kırılmadıkça kesmeye başlamamak gerek.***Çocukların saçları makasla kesilmeye başlanmadıkça, ömür boyu kesilme zorunluluğundan kurtulunur.Saçın veya yüzdeki-bacaktaki,... tüylerin bir kere yanlışlıkla kesilmiş olması telafi olabilir.(Bu durumda, kesmeye devam etmemek gerek). Şeytan, insanın vücudundan sürekli olarak parçalar aldırışa çalışıyor. Organ bağışını ve naklini önermem. Kendi kendimizi manevi ve maddi olarak tedavi etmesini öğrenelim(Yukarıdaki sitedeki yazılardaki gibi.).
Erkek çocukların kamışının ucundaki derinin kesilmesi; sözde, dinin emriymiş gibi gösterilmesin. Kuran’da Allah’ın böyle bir emri yok. Öyle bir “rivayet!” uydurulmuş. Bu eziyet işlem, başka dinin geleneğidir. Öyle bir işlem yapılmayışı gerek. Böyle işlem yaptırmayışın, temizliğe dikkat ettikten sonra bir sakıncası olmaz.
Tıraş yoluna girmiş insanlar için, kıl uzaması derdine çözüm olarak; bilimsel-doğal ve “kökten” bir çözüm bulunabilir, araştırma aşamasındayım. Kıl uzamasından, kalıcı olarak-kökten kurtulma olasılığı olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca kız çocuklarına “kimyasal” makyajı, basın-yayın ve çevreleri özendirmeye çalışmasın.Doğal güzellikle yetindirtmeyip, güzellik “yarışına sokmaya çalışmasınlar”. Bir süre sonra bu kimyasalların cildi bozmaya başlayışına engel olunsun.Başta genç kızlar olmak üzere tüm bayanları bu oyundan uyandırmak gerekli. Önemli olan boyalı güzellik değil, yürek güzelliği. Dış düşmanlarımızın kimyasal makyaj kapanına gelmesinler.
Dövme, piercing(delme) ve küpe deliği açtırmak ta benzer bir vücut üzerinde oynama oyunu. Öyle yaptırmayalım.
Sözde doğal, hakikatte yapay, sözde “sporcu besini!” diye satılmaya çalışılan yapay kas yapıcı kimyasallar ise başka bir oyun oluyor. Çok zararlıdırlar, kullanmayalım. Vücudumuzun şişme kaslara gereksinimi yok, kalbe yük olmasın.
Ben, yaklaşık 20 yaşıma kadar kulağımın en iç bölümünü sadece banyoda su vermekle temizliyordum. Kulağımın en içi, kendi kendini temizliyordu. Sonra, sağlık kuruluşlarında “kulak içi temizlettirmeye çağıranlara!” al-dandım.(Al-danmayalım). Sağlık kuruluşunda kulağımın içine yatmadan önce gliserin! dökmemi söylediler. Sonrada bir sıvı! içeren pompayla kulağımın içine sıvı bastılar. Bu işlemin al-datış olduğunu algıladım ve bir daha yaptırmadım. Halbuki bu işlemden sonra kulaklarım, kendi kendini temizleme yeteneğini yarı yarıya kaybetti. Artık her banyodan sonra kulaklarımın içini ucu pamuklu çubukla, fazla derine çok ittirmeden, hafifçe temizlemek durumunda kalıyorum. Ucu pamuklu çubuğun, kaliteli ürün üreten firma ürünü olması gerekiyor. Ve plastik sapın ucunun kulağa zarar vermemesi için uçtaki pamuğun yeterli kalınlıkta olması gerekiyor.Pamuğun dağılmamış olması gerekiyor.(Bu yazıdakiler, bilgi vermek amaçlı kişisel deneyimdir, sorumluluk kabul edilmez.Sorumluluk kendinize aittir.). Kulaklarımızın iç yolunun yapısını ve “sınırını-zarını” gösteren çizimleri, nitelikli-arı lise ve ortaokul biyoloji kitaplarında bulabiliriz. Kulak zarımızı koruyalım, zarar gelmeyişi için özenli olalım. Şimdilerde sağlık kuruluşlarında sözde kulak içi temizlemek için çıkardıkları farklı, yeni teknoloji ürünü alete de güvenmem artık.
Bu yazıyı, etrafımızdaki tüm çocuklara, gençlere ve diğer insanlara yayınlayalım. Onların gereksiz yükten kurtulmasına vesile olalım, uyandıralım.